Sökede yanlış bir inanış var. Ve bu yanlış inanış günümüze kadar doğrusuyla değiştirilemedi. Konu şu; Sökenin hıristiyan toplumunun hakim olduğu bir kasaba olarak gösterilmesi...
Bu kanıya şuradan varıyorlar. Milet, Didim ve Pirene gibi antik kentlerin Söke sınırları içinde bulunması ve bazı yazarların bu kentleri Rum yerleşimleri olarak görmesi, büyük bir yanlışlığı da beraberinde getiriyor.
Oysa bölgede M.Ö. 800 yılında İyon egemenliği yıkılmış, Frigya egemenliği başlamıştır. M.Ö. 333 yılında Büyük İskender bölgeyi ele geçirmiş, M.S. 64de Bizans egemenliği başlamıştır.
İşte bu tarihlerde Fevzi Paşa Mahallesinde bulunan eski bir kilise kalıntısıyla bu bölgenin Bizansın yerleşim yeri olduğunu görüyoruz.
Milet kenti ise M.Ö. 494de yapılan ünlü Lade Deniz Savaşında müttefik donanmanın yenilmesi üzerine Perslerce yakılıp, yıkılmış, Didim Apollan Tapınağı yağmalanmıştır. Milet halkının çoğunluğu esir edilmiş, Mezopotamyada Dicle kıyısındaki Ampe şehrine sürgün edilmişlerdir. Hatta bu olayı belgelercesine trajedi yazarı Phrynikos Miletosun zaptı adlı eseri yazmıştır. M.S. 263de Gotlarca yağmalanan Milet Kenti, Bizans döneminde önemini piskoposluk merkezi olarak devam ettirir. 1071 yılında Malazgirt Meydan Savaşından 8 yıl sonra 1079da Türklerin eline geçer.
Bizansın bölgedeki hakimiyeti 934 yıl önce son bulmuştur. Bizans bir Rum topluluğudur.
Ancak Anadoludaki Rum Hakimiyeti, İstanbul ve Marmara Bölgesindeki yerleşimlerl sınırlıdır. 1451de İstanbulun fethiyle bu da son bulmuştur.
1261de Balat (Milet) Menteşoğullarının başkenti olur. 1424 yılında II. Murat döneminde Osmanlıların eline geçer.
Gördüğünüz gibi İyonluları Rum olarak kabul etsek bile, o medeniyetin bölgemizde sona ermesinin ardından neredeyse 1000 yıl geçmiştir. Evliye Çelebi Seyehatnamesinde Balate geldiğinde Rumlardan değil, sadece Türk varlığından söz eder.
1671 yılında Sökeyi ziyaret eden Evliya Çelebi, Sökeyi şöyle tanıtır; Kerpiçten yapılmış 1100 evi ve dokuz mahalleden oluşan bir yerleşim yeri. Çarşı içerisinde Bey Sarayı yanında kargir minareli ve kiremitli bir cami. Kentin ayrıca üç mescidi, on yedi dükkanı ve bir hanı, eski bir hamamı vardır
Hani iddialarda yer aldığı gibi Rum köyleri ve Sökedeki Rum Mahallesi? Çünkü 1071den sonra bölgemizde hiç Rum yerleşim yeri olmadı.
Peki 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sıralarında bölgemizde görülen Rumlar buralara ne zaman geldiler?
Rumların bölgemize gelip yerleşmesi, Yunanistanın yayılmacı politikası sonucu gerçekleşmiştir. 1858 yılında ilan edilen Arazi Kanunnamesi ile toprak devlet mülkiyetinden çıkarılmış, çiftlikler eski Tımar ağaları ve küçük çiftçiler arasında pay edilmiştir.
Ancak bu tarihlerde İngiltere ve Almanya yabancılara da toprak alma hakkı tanınması için sarayı sıkıştırır. Saray ise 1839 Tanzimat Fermanı ile Avrupalı olmayı kafasına çok koymuştur. 1867 yılında çıkarılan bir kararname ile toprak alma hakkı tanınınca Ege Denizindeki adalardan Sökemize büyük bir göç akımı başlar. Yunanistanın işgal siyaseti belli bir plan dahilinde yürütülmüştür. Kısacası, Megola İdea çerçevesinde yürütülen Anadoluya iskan hareketi sonucu Yoran, Akköy, Gelebeş, Bağarası, Domaçya ve Sökede Rum Mahallesi, Yunanistanın büyük çabaları ve batı devletlerinin desteğiyle olmuştur. Onların bütün amacı, Türk halkını imha etmek ve onların bulunduğu yerlere Rumlara yerleştirmektir.
Paris konferansında İzmirin Yunanlılara işgal ettirilmesi kararının verilmesinde, İstanbul Rum Patrikhanesinin tahrif edilmiş nüfus istatistikleri önemli rol oynamıştır. Yunanistan işgali haklı göstermek amacıyla hukuki bir dayanak olarak Aydın vilayetindeki Rumların Türklerden fazla olduklarını iddia etmekteydi. Onların iddialarına karşın, itilaf devletleri Aydın nüfusuna ait istatistikleri incelemeden Yunanlılara işgal görevi vermişlerdir.
Oysa Resmi Belgelere göre, 1891 yılında Söke ve çevresinde 14114 Türk ve Müslümana karşılık, 8175 Rum nüfusu bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı sırasında göçler hız kazandığında bölgemizdeki Rum nüfusunda artış görülür.
Aydın Sancağı merkezi olan Aydında bile Rum nüfusu 5643tür. Bu rakamlar 1. Dünya Savaşı boyunca aynen kaldı.
Elimizdeki Resmi Belgelerde de belirtildiği gibi, 1000 yılı bulan bir süreçte yani, 1071den, 1870e kadar, sekiz yüz yıl boyunca bölgemizde Rum yerleşimleri görülmemiştir. Bu gerçeği Rumların oturduğu konutların kapı üstlerine yazdıkları tarihlerden de öğrenmek mümkün. Mesela Doğanbeyde kapı üstlerinde 1900lü tarihleri görmek mümkün. Diğer Rum yerleşimlerinde de binaların yapım tarihleri 1890-1910 arası olduğunu görürüz.
Bu nedenle Sökeyi bir Rum Kasabası olarak göstermek çok yanlış bir tespittir. Türklerin ise bu kasabaya azar azar sızarak, Sökeyi ele geçirdiğini iddia etmek ise tarihi bir yanılgıdır.